Can Yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2015 Pazar

Sevgi Duvarı / Can Yücel















Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa 
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi 
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür 
Salonlar piyasalar sanat sevicileri 
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni 
Yakanda bir amonyak çiçeği 
Yalnızlığım benim sidikli kontesim 
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi 

Kumkapı meyhanelerine dadandık 
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi 
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar 
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi 
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri 
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni 
Yalnızlığım benim süpürge saçlım 
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi 

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak 
Bol çelik bol yıldız bol insan 
Bir gece Sevgi Duvarını aştık 
Dustuğum yer öyle açık seçik ki 
Başucumda bi sen varsın bi de evren 
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi 
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim 
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

30 Eylül 2013 Pazartesi

Hoşçakal / Can Yücel


Neler söylemek istedim sen giderken.
Sessiz çığlıklarım boğazımda düğümlendi,
Adım atmak istedim , koştuğumu sandım hatta.
Cümleler kurdum, anlattım sana derdimi.
Hatta yalvardım , haykırdım sandım …
Oysa sen giderken ben ardından sadece, bakakaldım.
Öylece… donakaldım.İnanamadım…
Kirpiğimden süzülen damla…
Ve Ayrılığın adı, hoşçakal
Sen gittikden sonra hoş kalırım mı sandın.
Alır mıyım bir bardak demli çayın tadını ..
Perdeyi açınca içeri giren güneş, ısıtır mı sandın.
Görür müyüm sandın açan çiceği…
Bakar mıyım sandın batan güneşe…
Dilek tutar mıyım kayan yıldıza…
Koklar mıyım sandın yağmurun kokusunu,
Sever miyim sence baharları?
Ayrılığın adı, hoşcakal…
Ben senden sonra yaşar mıyım sandın …
Peki o zaman sende hoşçakal

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Gitmek / Can Yücel

"Bu günlerde herkes gitmek istiyor
Küçük bir sahil kasabasına
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı sey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle “yanına almak istedigi üç şey” falan yok.
Bir kendisi
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir..
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

..."

15 Eylül 2012 Cumartesi

Buluşmak Üzere / Can Yücel

Diyelim yağmura tutuldun bir gün 
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek 
Öbür yanda güneş kendi keyfinde 
Ne de olsa yaz yağmuru 
Pırıl pırıl düşüyor damlalar 
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın 
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına 
İşte o evin kapısında bulacaksın beni 
Diyelim için çekti bir sabah vakti 
Erkenceden denize gireyim dedin 
Kulaç attıkça sen 
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan 
Ege denizi bu efendi deniz 
Seslenmiyor 
Derken bi de dibe dalayım diyorsun 
İçine doğdu belki de 
İşte çil çil koşuşan balıklar 
Lapinalar gümüşler var ya 
Eylim eylim salınan yosunlar 
Onların arasında bulacaksın beni 
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya 
Çakmak çakmak gözleri 
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı 
Herkes orda sen de ordasın 
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından 
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim 
Özgürlüğe mutluluğa doğru 
Her işin başında sevgi diyor 
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili 
Bi de başını çeviriyorsun ki 
Yanında ben varım


Günlerdir dilimde kalmış mısraları ile savaşıyordum bu şiirin. Can yardımcı oldu hatırlamama. Teşekkürler oğlum...

Martılar ki / Can Yücel

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar 


Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Ayışığı Son Atı-Fasıl / Can Yücel

Alnımda bir ağustos böceği
Yapraktan bedenimle
Bu zincirinden boşanmış poyrazda
Uçuyoruz dolunaya doğru
Yel yepelek yelken kürek,
Uçuyoruz ağaçlar evler duvarlar
Uçuyoruz peri bacaları

Havalandık gidiyoruz
Allaha emanet kullara selamet,
Toprak da ayaklandı
Bahçeler tarlalar
Çiçekleri sarı yeşilleriyle,
Ardımızdan Kızlan` daki değirmenler
Alavra ` da koşan yaban atları eşekleri
Burunlar koylar bükler
Dağlar ki devanaları,
Balıkaşıran` da kopuyoruz karadan
Uçuyoruz mehtapta
Acemaşıran faslı okumaya dolunayda. 




T.İş Bankası Kültür Yayınları ilanından

23 Haziran 2010 Çarşamba

Başka Türlü Bir Şey / Can Yücel


başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..