aslımelek şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aslımelek şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2016 Cumartesi

Ayrıldığımızı Söyler Kar / Aslı Melek



Görünmezi ortaya çıkarır kar
daha önce fark edilmeyeni
altını çizer ayrıntıların
o parmaklık ne kadar güzelmiş
eski demir döküm,
o duvar orada mıydı bunca zaman
bahçeyi kapatıyormuş,
o sokak levhası yeni mi kondu
bu yola girilmezdi

Sınırları çizer kar
ayrıldığımızı söyler
karda kopar bağlar iç içe olduğumuz
elimizi bırakır
daha sağlam basarız yere
tek başına kalınca

Kar aydınlatır her şeyi
girilmez sokakları çıkarır ortaya
kayboluruz
birden geçmiş bulur bizi
beyaza kusar nefretini
batarız
çamura döner altımızda zemin

Kar kör eder insanı
sevgi kalmadıysa bakışlarımızda
el yordamıyla gider hayatımız
tutunamadan
yaslanamadan

bağlanamadan

26.01.2010 

18 Eylül 2013 Çarşamba

11 Eylül 2013 Çarşamba

O Duvara Dayandı

yirmi iki hece
yirmi iki adım
yirmi iki yaş
konuştu, yürüdü, hayatını kaybetti
annesine dayandı
arkadaşına dayandı
duvara dayandı
biz dayanamadık

24 Nisan 2013 Çarşamba

"Zamanı her zaman İstanbul'un"

"...
Zamanı her zaman İstanbul'un
gece ve gündüz yoktur burada
uyuduğunda gece
geldiğinde sabah
melekler uyumaz İstanbul'da
meleklerin kanatları martılar
gözleri Haliç
..."
Yeniden İstanbul'dan

10 Ağustos 2012 Cuma

Başka Severdik / Aslı Melek

Karanlıktı yolun sonu
kar, soğuk ve uzak yollarda
karmaşıktı dünyamız.

Mutluluk
kırmızı şarap ve bir dilim beyaz peynirle
içerde ve dışarıda yalnızlara adanmış
eksik şiirlerdeydi
birimiz başlar diğeri tamamlardı.

Ellerimizi bırakmadan
şarkılarını dinlerdik kahramanlarımızın
sabaha dek sürerdi
ağlardık sonra
sanki göğsünde annemizin

Her birimiz başka sever, başka anlatır
başka yaşardık. 



13 Aralık 2010 Pazartesi

Arkana Bakma / Aslı Melek

Yılların ateşi yenilir suya
doğası gereği
eğimden yana
yeniden yanadır su
sabırla dizilen taşlar bile durduramaz
sızar gider
bulur kendi yolunu

Rüzgar da öyle zamandan yana
yaz gecesinde bile gelir
söndürür ateşi
dağıtır külü dumanı
ateş böcekleri kalır geriye
katılır çaresiz
sönenin matemine

Arkana bakma öyle
karşı koyulmaz artık rüzgara
suya ve ayrılığa

22 Ekim 2010 Cuma

Döner Bir Gün Mevsim / Aslı Melek

Körkütük sevmeli
başkası imkansız gibi
selviler bel bükmeli saygıdan
mezar taşları gidenlerin rızasıyla eğik
gemiler sessiz kıyıdan akmalı Karadeniz’e
kemanlar aynı notada dolu dizgin
uzun vadeler sunmalı yaprakları takvimin
fallar aydınlık
gelecek mutedil

Arası mutluluk gün ışığı berraklığında
bitmeyecek gibi gün
olmayacak gibi gül bahçeleri
keder hep uzak
ayrılık imkansız
yıllarca ay hep dolunay

Ve bir o kadar gerçek olmalı
ayrılmak
yüreğinin dayandığı nabzının yettiği kadar
bir bakış bir melodi ise kalan
sakla
döner bir gün mevsim
döner mevsim bir gün ilk bahara

"Gel sen bize akşam yine mehtap görünsün"  Kürdilihicazkar eser. Muzaffer İlkar

16 Ekim 2010 Cumartesi

Yamaç / Aslı Melek


Kimseye söyleme
bir gün otoban kıyısında
yamaçtan aşağı
ellerim dizlerimde oturarak
-oraya nasıl çıkılır hep merak etmiştim-
düşünüp buraya gelince
nasıl kıyısında gibi denizin
yani dalga seslerini dinler gibi
Ankara’ya giden otobüslere bakacağım
hiçbir şey istemeden hiçbir şeyi anmadan
sadece yola bakacağım

5 Eylül 2010 Pazar

Yeniden istanbul

Ne iyi ki şiirlerimi benim duygularıma eşit hassaslıkta çizgilere döken ve ne iyi ki benim mısralarımı bir kitaba dönüştürmek duyarlılığını gösteren ve ne iyi ki bana inanan arkadaşlarım var. Erkan Nazlı, Esra Sarı, Zekiye Nazlı ve Banu Binat. Teşekkürler arkadaşlarım. "Yeniden İstanbul " şiir kitabı hepimizin gurur duyacağı bir eser...

3 Eylül 2010 Cuma

"Yeniden İstanbul" çıktı...

Ne kadar geçti
uzun yollara çıkmayalı
ne kadar gideceğini bilmeden
ne kadar geciktik kendimize
başkalarına yetişirken...

Aslı Melek


Erkan Nazlı'nın çizgileriyle yorumladığı şiir kitabı YENİDEN İSTANBUL çıktı...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Ayrılacağız / Aslı Melek

Buluştuğumuz gibi zamanın bir diliminde
öyle ayrılacağız
ikimizin de haklı ve kaçınmasız olduğu bir anda
mutlak birleşmemizden
bir ya da yirmi beş yıl sonra
ve aynı gerçeklikte
mutlak bir ayrılık doğacak aramızda

Bu yüzden affedilmeyeni
değişen dünyanın
ne sen ne de ben olacağız
ve doğal akışında zamanın
eriyerek
ölü yıldızlara karışacağız

8 Temmuz 2010 Perşembe

Böyle Başladı - Aslı Melek

Bu yıl yaz böyle başladı
hep yağmur
en uzun gecesinde bile haziranın
her yer çamur
her yer sele teslim
...

28 Haziran 2010 Pazartesi

Eski Terazi - Aslı Melek

Kuşun gagası alta düştü eski terazide
ruhlar yoruldu dengede kalmaktan
boyalı taşlar aşındı, tarihler silindi
gelir geçer rüzgârlar aldı suları, kumda iz kalmadı

Yaz bitti, ışık bitti, renk bitti
boşluklarını boyadım kalbimin
sonbaharın rengi kalmış fırçada
yetmedi kapamaya

Bugün gizleniyorum kozada
baharda kelebek olacağım biliyorum

26 Haziran 2010 Cumartesi

Ben Öleyim- Aslı Melek

“Gurbet bana zor geliyor, ben öleyim”

Ya gel
ya da serseri bir rüzgar getirsin selamını
ya aç bir kedi yordamıyla
ya da bir martı kanadıyla
usulca değ bana bu sabah
gitmeden uzak ülkelere

Zamanı durmuş sayalım
uyanıp dünya nimetlerinden yoksun
yerli yerinde hepimiz
bir sabah kahvaltısında acıkmış ve mahmur
bir şarkı ile akşamdan kalma

Sonra ben gideyim huzurla
hafif bir örtüye sarılıp ürperten gece rüzgarıyla
derleyip düşen yıldızları
beklemeden gün doğumunu

Herhangi bir dilden
aynı eda ve acıyla hoşça kal diyerek
gideyim
dallar en açık yeşilinde
gökyüzü en koyu mavideyken
ilk vapur yanaşmadan Kadıköy’e
bırak beni bu sabah
sessizce erkenden
gideyim

“Gurbet bana zor geliyor, ben öleyim” Annemin sevdiği bir türkü.

18 Haziran 2010 Cuma

Yüz Yıl Daha Ayakta - Aslı Melek

Son Osmanlı konaklarından birinde
yıldız dolu semalar yerine
uçan payandaların
menekşe neonlarının altında
ipekli elbiselerle sabırsız konuklar
beklerken bir aşkın şahitliğini
Fransız bir melodiyle
her şey yeni zamandayken
direndi gelin tellerine Paşanın odası
taşırken parlak tepsilerde
kahve yerine renk dolu kadehleri
telaşlı garsonlar
karşı durdu beyaz konak
zamana

Döverdi dalgalar kapısını
oynaşırdı güneş her mevsim renkli camlarında
o da bir asırdır gülümserdi karşı kıyıya
o yıllarda boyun eğmişti Paşa
savaşa
sürgüne
ayrılığa
ardından bırakmadı kendini eski Konak
yangına
fırtınaya
depreme

Yenilmedi aşkın günlük zaferine
evlenirken genç aşıklar
o büyülü akşamda
söz verdi yaşlı konak kendine
savaşa ve ayrılığa karşı
yüzyıl daha ayakta
29.05.2010