Beş Şehir: Beş ayrı bölümde işlenmesine rağmen, sonradan birbiri ile ortak mekan ve objeler (tren, tren yolu) bağları kurulan, her biri ölümle burun buruna yaşamaya çalışan insanlar. Beş şehir denmesine rağmen iki şehrin adı geçiyor. Beş insan aslında bahsedilen. İnsan-şehir benzeşmesi!
Haberin verdiği heyecanı seyrederken bulmak için çok zorladım kendimi, olmadı. Dar bir kadro ve sınırlı olduğu çok belli bir bütçe ile çekilmiş. Giriş sahnesindeki derinlik bir daha yok. Sonuna kadar, sahne oyunu gibi ezber cümleler ve bakışlarla çabucak geçti sahneler. Devamlılık yok, sabırla ve umutla seyretmeme değecek içe dokunan bir sahne yok. Yoktan başka bir şey yok filmde. Köy Enstitüleri bu kadar sığ içerikli değildi bana anlatılanlardan anladığım kadarıyla...
Oyuncu kadrosu çok iyi, mekan çok iyi. Duvarları siyah beyaz fotoğraflarla dolu bir barın çeyrek tablasında yanyana oturmuş orta yaşı aşmış beş kişi. Bu imkanlarla daha derinlikli bir film olabilirdi.