7 Nisan 2012 Cumartesi

Zafere Dair / Nazım Hikmet

"...
korkunç ellerinle bastırıp yaranı 
dudaklarını kanatarak 
dayanılmakta ağrıya. 
şimdi çıplak ve merhametsiz 
bir çığlık oldu ümid... 
ve zafer 
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar 
tırnakla sökülüp koparılacaktır... 

günler ağır. 
günler ölüm haberleriyle geliyor. 
düşman haşin 
zalim 
ve kurnaz. 
ölüyor çarpışarak insanlarımız 
- halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı - 
ölüyor insanlarımız 
- ne kadar çok - 
sanki şarkılar ve bayraklarla 
bir bayram günü nümayişe çıktılar 
öyle genç 
ve fütursuz... 

günler ağır. 
günler ölüm haberleriyle geliyor. 
en güzel dünyaları 
yaktık ellerimizle 
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı: 
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp 
gözyaşlarımız gittiler 
ve bundan dolayı 
biz unuttuk bağışlamayı... 

varılacak yere 
kan içinde varılacaktır. 
ve zafer 
artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar 
tırnakla sökülüp 
koparılacaktır...

1941


5 Mart 2012 Pazartesi

İstanbul'u Dinliyorum - Orhan Veli

Fotoğraf:Alpay Tuğlu

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                   
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                   
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                   
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                   
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.
                   
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Zaman İçinde - Kemalettin Kamu

Gök uzak, yer uykuda...
Yalnız değilim ama;
Bir açık pencereden
Ay doluyor odama!

İçim, odam gibi loş,
Ürperiyor geceden...
Şurada yatağım boş,
Burada uykusuz ben.

Gök uzak, yer uykuda...
Engin mesafelerle
Ay giriyor buluta...
Sesler hatırlatıyor
Bana uzak-yakını...
Durdurmak istiyorum
Saatin tik takını.

Sen yok... Mesafe silik...
Odamda iki kardeş
Bakıyor birbirine,
Birisi can veriyor
Öbürünün yerine...

Odamda iki kardeş,
Biri dün... Biri yarın...

Odamda iki kardeş:
Biri dün, biri yarın...
Ve ben aralarında
Bir köprüyüm onların!

25 Kasım 2011 Cuma

Sonbahar / A.Hamdi Tanpınar

Durgun havuzları işlesin bırak
Yaprakların güneş ve ölüm rengi,
Sen kalbini dinle,ufkuna bak.

Düşünme mevsimi inleten rengi
Elemdir mest etsin ruhunu
Eser rüzgarların durgun ahengi.

Yan yana sessizce mevsimle keder
Hicrana aldanmış kalbimde gezin
Esen rüzgarlara sen kendini ver.

22 Kasım 2011 Salı

Anneler Kaçar Gibidir / Tugut Uyar

söyle ben saçlarımı kestirirsem ne olur
bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur

herkes annesi sanır bir kısır yalnızlığı
oysa herkesin annesi aslında bir baruttur

eylülden ürken temmuz şafaktan korkan gece
dağları bölümleyen o babadan kaçan sudur

hatırla her gün bir çalar saatle oynadığını
çalar saatler bir çocuğun uyanılacak uykusudur

soğuk iklimler, kırımlar akar gider derisinden
çalıp söylediği öğrenip oynadığı bir tabuttur

anne saklanır, baba koşar, günleri münleri bölerler
anne de baba da parça parça bir geyik yavrusudur

birinin sırtı ince, birinin elleri kalın
ikisi de bir gölün saygıdeğer komşusudur

ey hayalin sonsuz çalıştığı gölleri bölmek dönemi
o zaman artık bir yerlerde hazin mevlûtlar okunur

dersin ki ayışığı kimin babası kimin oğlu o zaman
sanki herkesin işi bir bölmedir, uzun uzun solunur

senin şarkın bir avcı borusudur ormanları tutar
büyür, yankılanır, bir kale yıkıntısında saygıyla durur

ey en bilge sesi gelip duran sonra akan suların
bilirsin her akşam nasıl öksüz, nasıl güçlükle olur

her akşam nerden baksan yine de bir eksiği doldurur
babalar geri çekilir, anneler onlara teslim olur

saçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedim
çünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur

gölleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğu
babalar hep perşembe, anneler hep cuma olur