20 Eylül 2012 Perşembe

Gittin Ya / I - Ahmet Telli

Gittin ya; denizlerin çekilmesi
Dalgaların eğilişi, turnaların göçü
Bunu anlattın bana, bir rüzgâr
Bunu fısıldadı geçip giderken
Bekle dediydim, gör yelkovan
Ürperişini ve getirdiği müthiş
Rüyâyı; o cümbüşü, çengiyi;
Hepsi esmerdi, çok esmerdi.
Bir esmerlik kaldıydı sesinden
Bir de kum saati, çöl akrebi;
Billûrun parçalanmış ânıydı, ki
Yüzüne sızdıydı ışk’ın şeraresi
Suyu fısıldayan çıkrık, koyu
Yalnızlığa dalmıştı ve orada
Birikmişti zamanın esmer bir
Vedâya benzeyen hikayesi
Gittin ya
Daha çok özleniyorsun şimdi

15 Eylül 2012 Cumartesi

Buluşmak Üzere / Can Yücel

Diyelim yağmura tutuldun bir gün 
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek 
Öbür yanda güneş kendi keyfinde 
Ne de olsa yaz yağmuru 
Pırıl pırıl düşüyor damlalar 
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın 
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına 
İşte o evin kapısında bulacaksın beni 
Diyelim için çekti bir sabah vakti 
Erkenceden denize gireyim dedin 
Kulaç attıkça sen 
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan 
Ege denizi bu efendi deniz 
Seslenmiyor 
Derken bi de dibe dalayım diyorsun 
İçine doğdu belki de 
İşte çil çil koşuşan balıklar 
Lapinalar gümüşler var ya 
Eylim eylim salınan yosunlar 
Onların arasında bulacaksın beni 
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya 
Çakmak çakmak gözleri 
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı 
Herkes orda sen de ordasın 
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından 
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim 
Özgürlüğe mutluluğa doğru 
Her işin başında sevgi diyor 
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili 
Bi de başını çeviriyorsun ki 
Yanında ben varım


Günlerdir dilimde kalmış mısraları ile savaşıyordum bu şiirin. Can yardımcı oldu hatırlamama. Teşekkürler oğlum...

Martılar ki / Can Yücel

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar 


Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

10 Eylül 2012 Pazartesi

Eylül / Ahmet Telli



























Eylül, gülleri soldurarak 
duyurdu bu yıl kendini 
Böyle olacağını bile bile 
şaşırttı bizi yine de 

Daha bir demet kır çiçeği 
alıp koymadık vazoya 
Güller mi unutturdu bize sevinci 
yoksa aşındırdık mı kimi duyguları 

Şöyle bir akşam 
söyleşemedik dostlarla 
erkenden kapandı perdeler 
yorgun muydu çocuklar da 

Her gün yağmalanan 
talan edilen sevincimiz 
kurudu galiba büsbütün 
su yürümüyor dallara 

Ama kırpıntı, bir küçük 
uç uç böceğinin her nasılsa 
konuvermesi balkona 
uyarıyor bizi irkilterek 

Bu kahrolası tarraka 
bitecek gibi değil sokaklarda 
Çekip kapıyı çıkmak en iyisi 
dalmak caddelere, varoşlara 

Belki o zaman eylül 
şaşırtmayacak bizi 
bulup çıkaracağız çünkü 
evrenin öteki yüzünü


Fotoğraf: Aslı Melek