3 Ekim 2012 Çarşamba

Şero, CHP' nin Kedisi









Onunla ilgili haberler hep ilgimi çekmiştir. Dayanamadım, ben de resmini yayınlıyorum.
























Sanırım Yakışıklı'ya benzemesi beni etkilemiş...

2 Ekim 2012 Salı

Bir Adın Kalmalı'dan / A.Hamdi Tanpınar

...
Sen say ki ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti
Ve say ki bütün şiirler gözlerini 
Şarkılar saçlarını söylemedi
Hele nihavend hele buselik hiç geçmedi fikrimden
Ve hiç geçmedi bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden
...

24 Eylül 2012 Pazartesi

Toprağın Çocukları

Haberin verdiği heyecanı seyrederken bulmak için çok zorladım kendimi, olmadı. Dar bir kadro ve sınırlı olduğu çok belli bir bütçe ile çekilmiş. Giriş sahnesindeki derinlik bir daha yok. Sonuna kadar, sahne oyunu gibi ezber cümleler ve bakışlarla çabucak geçti sahneler. 
Devamlılık yok, sabırla ve umutla seyretmeme değecek içe dokunan bir sahne yok.
Yoktan başka bir şey yok filmde.
Köy Enstitüleri bu kadar sığ içerikli değildi bana anlatılanlardan anladığım kadarıyla...

23 Eylül 2012 Pazar

Ekinoks / Turgut Uyar

yazı orda geçirdik kışa gerek kalmadı
safça acemice şarkılar söylendi oyunlar oynandı
sözde sevinçler haline getirildi yıllanmış hüzünler
aşklar unutuldu ve bazılarına yeniden başlandı

“insan yaşlandıkça kurtulur demiş birisi
korkudan belki yılgınlıktan ve başka bir şeylerden

oysa yaşlandıkça bulunur mavinin en iyisi
akasya çürür tren hızlanır eller ufalır gibi
kim yitirir sözgelimi bir başkasının bulduğunu
evet kim yitirir kim bulur
herhangi bir akşam alacası değil ki bu

şimdi ey kış diyorum seni de orada geçirseydik
kim düşünecekti bir kumsalda
sabahın tanıksız kendi kendine olduğunu

“oysa” diyordu birisi
“sabah yeniden hatırlamadır yaşamayı”
bana kalırsa “oysa” diyenlerden hep korkmalı
“oysa ölüm var” da diyebilir aynı kişi

oysa ölüm yakın olmamalı
süzgün ve uzun şeylerden de korkmalı bana kalırsa
uzun süren devrimlerden süzgün aşklardan
ve bunlara benzeyen başka şeylerden
akasya hemen çürümeli tren birden hızlanmalı
şimdi ey kış diyorum
ne kadar sürersen sür
yaz güzeldi ve sapsarıydı
herkes doydu ve eğlendi oyunlar oynandı
oteller ve sokaklar da sapsarıydı
kimler ne konuştu ne yitirdi ne kazandı

ama bir şey vardı eksilen ya da çoğalan
kumun altında mı denizin üstünde mi masallar da mı

“dünya bir sancıdır” diyor birisi
“belki bir sancı”

ne bırakmışım orda sahi
mor gibi soylu bir şey mi
bir eziklik mi yoksa

herkes ne kadar da mutluydu “oysa”

ne bıraktıysam o kadar kaldı orda.


Gece ve gündüz eşitliği. Ekinoks... Hoş geldiniz kısa günler

21 Eylül 2012 Cuma

Eylül'dü / Cemal Süreya

Eylül’dü.
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

Eylül’dü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

Eylül’dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya... Eylül’dü.

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.